Sevdaliyim's profileAlemlerin Efendisine (s....PhotosBlogListsMore Tools Help

Alemlerin Efendisine (s.a.v.)

Gönüller Sultanina..Güllerin Efendisine..En Sevgiliye

Sevdaliyim Sana

November 16

EL-MEDED

 
 
 
Ey cemál-i núr-i cesm-i evliyá
El-Meded ey ma´den-i núr-i Hudá
Hák-i páy-i tatiyá-yi asfiyá
El-Meded ey má´den-i núr-i Hudá
 
 
     Kimse sensiz bulamaz Hakk´a vusúl
Feyz-i lütfunla olur merd-i kabúl
"Rahmeten li´l álemin"sin yá Resúl
El-Meded ey má´den-i núr-i Hudá
 
 
Eyledim bí-had cürm ile cérim
Oldum eshás-i hevá ile nedím
Eyle isyánim sefáat yá Kerím
El-Meded ey má´den-i núr-i Hudá
 
 
Ey kere-kán-i Resúl-i Kibriyá
Kemterindir bu Selímí pür-hatá
Dergehinden ilticá eyler atá
El-Meded ey má´den-i núr-i Hudá
 
 
 
Yavuz Sultan Selim
 
 
El-Meded: Imdat   
 
Cemál-i núr-i cesm-i evliyá: Evliyanin gözünün nurunun güzelligi
 
Ma´den-i núr-i Hudá: Cenab-i Hakk´in nurunun menba´i
 
Hudá: Allahü Te´ala
 
Hák-i páy-i: Ayaginin tozu
 
Tútiyá-yi asfiyá: Sofilerin sürmesi
 
Vusúl: Ulasmak, erismek
 
Rahmeten li´l alemin: Alemlere rahmet olarak gönderilmis olan
 
Bí-hadd Sinirsiz
 
Cürüm ile cerim: suclu
 
Eshás-i hevá: Nefsine uyan sahislar
 
Nedím: Sohbet arkadasi
 
Kerem-kán: Cömertlik kaynagi
 
Kemter:itibarsiz, pek asagi
 
Pür-hatá: Hata dolu
 
Dergeh: Kapi
 
Iltica: istemek
 
Atá: ihsan
 
 
 
 
November 21

Beş Vakte Çağrı

Sabah Namazı Vakit seher...

Ufukta günün kızıl çiçegi açmak üzere. Vaktin rahmine sabahın nutfesi düştü az önce. Gecenin toprağında saklı ışıktan tohumlar başlarını uzatıyor.
Şimdi hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin. Unutulmuşluk toprağına gömülü bir tohumdun. Kimsenin adını bilmediği, hatırını saymadığı bir yetimdin.
Hatırla ki, unutulmuşluğun toprağında Rabbin seni unutmadı. Rabbin seni sahipsiz de bırakmadı. Rabbin seni yokluk gecesinden varlığın ufkuna eriştirdi. Taze bir bahar gibi gün yüzüne çikardi bedenini. Ete kemiğe bürüdü ruhunu. Gülden tebessümler giydirdi yüzüne.
Şimdi seher vakti. Göz kapaklarının ardından kaç. Gafletin gecesinden uyan. Aç gözlerini sehere. Aç kalbini Rabbine. Uyan. Uyan, yan ve an seni hiç unutmayan Rabbini. Güneş ufukta yükselmeden, sen dualar ufkuna yüksel. Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O’nu unuttuğu anda ananlardan ol. Haydi kalk! Kalk ve miracına eşlik et En Sevgilinin[asm].

Şimdi sabah! Şimdi sabah namazı vakti...
Ögle Namazı Vakit ögle. Gün ortası. Dünya telaşindasın. İşler yoğun. Yarım kalmış ne kadar iş var! Sanki sensiz yürümüyor hiçbir şey. Sanki sen olmasan işler hep yarım kalacak, belki hiç başlamayacak. Ne kadar çok vazgeçilmezin var! Ne kadar vazgeçilmezsin!
Oysa dünya seni pek umursamıyor. Sessizce akıp gitmede sonsuz uzayda.. Telaşlarına inat uzakta bir kelebek yavaş yavaş kozasından çikmada. Ötelerde bir insan son nefesini vermekte sessizce.. Bir bebek ilk kez gülümsemekte annesine...

Vakit ögle...
O kadar gürültü var ki ortalıkta.. Kalbinin sesini duyamıyorsun bile. Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kör olmak üzeresin. Telaşların arasından sıyrıl, ruhuna yer ayır. Ebedî sükûnete hazırla kendini. Kalbini sonsuzluğa bitiştir. Alnını secdeye değdir. Şimdi ögle namazı vakti!

İkindi Namazı Vakit ikindi.
Gün ihtiyarladı. Güneş solgun rengini bırakıyor güller üstüne. Zaman ırmağı ikindinin çaglayanindan dökülüyor şimdi. Ayrılığı söylüyor hece hece. Hüzün renkli bulutlar sardı göğü. Güneşin saltanatı bitmek üzere. Zevale doğru akıyor ışıklar.
Hatırla ki, sen de bir ömrün ikindisine yürüyorsun. Tenin soluyor. Gözlerinin feri çekiliyor. Yüzünü bu dünyadan çevirmeye hazırlıyorsun. Öbür kıyısındasın artık hayat nehrinin. Bundan sonra vaadi yok sana zamanın. Yokuş aşağı akıyor kalbin.
Vakit ikindi. Kalbini kanatıyor kuru gül yaprakları. Tutunacak dal arıyor gibisin zamana karşi. Zamanın hükmü ağırlaşiyor üzerinde. Gün daha kısa geliyor artık. ''Yemin olsun ki ikindi vaktine. Hüsrandadır insan.'' Şimdi anlıyorsun. Çünkü, yokuş aşağı akıyorsun. Dalından kopuyorsun. Hoyrat bir rüzgâr artık zaman. Geriye kalan ancak iman.
Şimdi ikindi vakti. Secdeye koy alnını. Eğil Zamanın Sahibinin önünde. O’na konuş; dualarını fısılda. Sonsuzluğa tutun hece hece.

Akşam Namazı Vakit akşam.
Gün ölmek üzere. Güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden. Kızılca kıyameti kopuyor dünyanın. Kara kefenini giyiniyor gün. Gülün rengi soluyor, eşyanın cezbesi yitiveriyor.
Hatırla ki, senin de akşamın olacak bir gün. Ömrünün ışıkları solacak. Hayatının perdesi çekilecek. Senin de kıyametin kopacak.
Şimdi akşam. Ölmeden önce bil ölecegini ki, yaşatıldığını farkedesin. Herkesin senden uzaklaşacağı ölüm anını hatırla ki, sen de şimdi herkesten ve her şeyden uzaklaşip Rabbine yanaşasın. Seni sen yokken de bilen Rabbin, sen öldükten sonra da bilecek elbet.. Herkesin unuttuğu yerde seni bir O hatırlayacak. Hatırını yalnız O bilecek. Sen de O’nu an şimdi. Şimdi akşam namazı vakti...

Yatsı Namazı Vakit Yatsı.
Gün çoktan öldü. Güneş ışıklarını topladı. Gece hükmediyor âleme. Güneşin saltanatı bitti. Işiklar tükendi ufuklarda. Renkler ellerini çekti eşyadan. Gül soldu, gün soldu. Göğe yöneldi gözler.
Hatırla ki, Sen de unutuşun kara gecesine yuvarlanacaksın. Bir adın kalacak geriye. Bir mezar taşin hatırlayacak belki Seni. Belki o da unutacak.

Şimdi gece... Sabaha çok var. Işik uzaklarda. Yokluğun gecesinde, adın bile unutulmuşken, kimden meded umarsın sor kendine? Kim Sana hayat vermişse, kurumuş kemikleri toplayıp dirilten de O elbette.
Söyle kendine. Söyle kendine ki, çoklarinin Seni unuttuğu bu gece, Sen de herkesin unut, O’nu hatırla. Söyle kendine ki, çoklarinin ışıklara kanıp sahte renklerin kuyularına daldığı bu gece, Rabbini an, Rabbine kan, Rabbine uyan.
Şimdi yatsı zamanı vakti.

Senai Demirci

En serefli Misafir (sav)

Eger bigün Peygamber(s.a.v) ziyaretimize gelse, yanlizca bikaç günlügüne aniden çalsa kapimizi,
Dogrusu merak ediyorum neler yapacagimizi.

Ama biliyorum böylesi serefli bir misafire evimizin en güzel odasini açacagimizi,
Yemeklerimizin en iyisini sunacagimizi.
Ve inandirmaya çalisacagimizi, O'nu evimizde görmekten dolayi duydugumuz hazzi.

Ama söyleyin bana; Peygamberi (sav) evinize dogru gelirken görünce O'nu kapidami karsilayacaksiniz?

Yoksa O'nu içeri davet etmeden önce o sabah aldiginiz gazeteleri ve dergileri çabucak toplayip,
Kanepenin altina mi atacaksiniz?
Peki açik mi birakacaksiniz pembe dizi oynayan televizyonunuzu?

Kimbilir belki de agzimizdan hiç çikmamis olmasini dilerdik,
Gün içinde ediverdigimiz bir sürü yalanin ve hakaretin.

Peki ya kasetlerimizi, hizli müziklerimizi, yeni çikan starlarin son albümlerini de ortaliktan kaldiracakmiyiz bi çirpida?
Belki de onlarin yerine yillardir raflarda boynu bükük bekleyen kitaplarimizdan serpistirecegiz ortaliga

Peki hemen evimize girmesine izin verecek miyiz?
Yoksa 'nolur bi dakika' diye yalvararak kapýda,
Hangisini kaldirayim, neyi yok edeyim, nasil gizliyeyim diye kosturacak miyiz evimizin içinde binbir telasla???

Merak ediyorum....

Eger Peygamber(s.a.v) bikaç günlügüne bizimle birlikte yasasa;
Yapmaya devam eder miyiz herzaman yaptigimiz isleri?

Mesela götürebilecek miyiz yanimizda her gittigimiz mekana O'nu da?
Tanistirmaktan onur duyacak miyiz en yakin arkadaslarimizla?

söyle diyelim yada;

O gelince bikaç günlügüne deðiþmeli mi planlarimiz ve hayatimiz?

simdi söyleyelim birbirimize açik yüreklilikle;

Kalmasini ister miyiz hayatimizin sonuna kadar bizimle?
Yoksa rahat bi nefes mi aliriz ziyareti bitipte çabucak gidiverdiginde?
Gerçekten bilmek ilginç olabilir degil mi??

Eðer bigün Peygamber (sav) aniden ziyaretimize gelse yapacaginiz seyleri...



Gölzerimiz yolarda, Ey Sevgili dön artik
Ne olur vuslat ne zaman
Buram buram gül tütüyor
Teninin kokusu
Ey Sevgili dön dön dön artik

November 08

Nasihat

Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyorki:
 
"Dünyada tipki bir garip, hatta bir yolcu gibi ol. Vatanindan, aile ocagindan ayri düsmüs bir garibin akli fikri hep yurdunda ve sevdiklerinde olur. Sen de bu dünyada kendini bir garip say ve asil yurdun olan ahireti düsün! Bitip tükenmeyen nimetlerle dolu, o cicekleri, solmayan diyari düsün! Hatta kendini garip saymak da yeterli degil, zira yurdundan, yuvasindan ayri düsen adam, bir süre kalacagi gurbet diyarina gönül baglayabilir. dünyaya gönül baglamak dogru degil, kendini yolcu say! Uzun bur sefere cikan akli, fikri varacagi menzilde olan bir yolcu gibi davran! Zira böyle bir yolcu, ugradigi yerlerdeki güzelliklere gönül baglayip kalmaz. Asacagi sarp daglari, gececegi engin vadileri ve oralarda kendisine bekleyen tehlikeleri hatirlayip ürperir. Hic bir yerde durmadan yoluna devam eder. Iste sen böyle bir yolcu oldugunu düsün!
 
Bir de sunu unutma: vatana döndügün zaman seni sevenler eline bakacaklar. Bakalim bize ne getirdi, diyecekler. Bu gercegi düsünerek vatana yani ahiret yurduna eli bos dönmemeye bak!
November 07

Gönüller Sultanina (sav) bir gönül asigindan

MEDİNE'NİN GÜLÜ

M.Fethullah Gülen

And
ım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi,
Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serap olsa da hafakanlar
ım dindi..
And
ım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi.

Ke
şke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dola
şsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam..
Ke
şke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam.

Anlad
ım vaslına ermek için artık çok geç,
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek..
Anlad
ım vaslına ermek için artık çok geç...

Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken ad
ından,
Ne olur Sana ula
şmam için kanadından;
Bana bir tüy ver pervaz edeyim hep ard
ından..
Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken ad
ından

Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül;
Gel a

ğlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül!

Mecnûn gibi arkanda ko
şan kulun olayım,
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanay
ım;

o bay

ıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir

Nasihatlar

ONCA MAZLUMUN GÖNÜLDEN KOPAN AHLARI
ELBET INDIRIR BIR GÜN TEPENIZDEN LANETULLAHI

(M.Akif Ersoy)

Anladim isi, Sanat Allah'i aramakmis;Marifet bu, gerisi yalniz çelik-çomakmis.(N.F.Kisakürek)

Ey insan..! Edep nedir diye arar, sorarsan eger; Bil ki edep, ancak her edepsizin edepsizligine sabir ve tahammül gösterebilmektir.

Tasi delen suyun gücü degil damlalarin sürekliligidir...

Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düsünür,
güzel düsünen hayattan lezzet alir.

 

Nice insanlar gördüm üstlerinde elbise yok., nice elbiseler gördüm içlerinde insan yok.

(mevlana)



 
November 05

Sana layik bir Ümmet olamadik Ya Resulullah(s.a.v.)

selat_i tefriciye
 
allahümmesalli selaten kamileten vesellim selamen ta'mmen ala seyyidina muhammedinillezi tenhellü bihil ugedü vetenfericü bihil kürebü ve tugza bihil hevaicu ve tunalu bihirreğaibu ve hüsnül hevatimi ve yüstesgel ğemamu bivechihil kerimi ve ala alihi ve sahbihi fi külli lemhetin ve nefesin biededei külli meğlumin lek
 bu duayı her şey için okuyabilirsiniz. başınız sıkıştığında, olmasını istediğiniz bişey için veya birine şifa olsun diye okuyabilirsiniz.tabi gerçekten hissederek.aslında en iyisi bu duayı günlük yani sürekli okumaktır bunu okuyana kötülük ilişmez işleri yoluna girer.inşallah nasiplenirsiniz
 
Hasan Aktas

Kurtar bizi Ey Resul (s.a.v.)

Yetis Ya Resul (s.a.v.)
 
Ümmetin Ümmetin
Ne hale geldik Resul (s.a.v.)
Aglanacak halimize
Yetis imdat Ya Resul (s.a.v.)
 
Hep isyan hep küfür
Zina cogaldi Resul
Sardi ates dört yani
Yetis imdat Ya Resul (s.a.v.)
 
Allah´a (c.c.) ne yüzle
Varacagiz Ey Resul (s.a.v.)
Düstük nefsin agina
Yetis imdat Ya Resul (.s.a.v.)
 
Imdat imdat Ya Resul (s.a.v.)
Yetis Yetis Ya Nebi (s.a.v.)
Cikar bizi zindandan
Kurtar bizi Ey Resul (s.a.v.)
 
 
Ilahi/Beste: Abdurrahman Önül

Sultanlar Sultanina

Kirmizi Güller
 
Benim Peygamberim öyle güzel ki
Nuru aydinlatir bütün alemi
Onun sevdasina öter bülbüller
Ona asik olmus Kirmizi Güller
 
Kirmizi Güller Kirmizi Güller
Muhammed (s.a.v.) askina boynunu büker
Kirmizi güller Kirmizi Güller
Muhammed (s.a.v.) askina hu cekip inler
 
Benim Peygamberim öyle güzel ki
Nuru aydinlatir bütün alemi
Onun sevdasina öter bülbüller
Ona asik olmus Kirmizi Güller
 
 
 
Ay Yüzlü Peygamber´im (s.a.v.)
 
Ay yüzlü Peygamber´im
Senden daha üstünü yok
Gül yüzlü Peygamber´im
Senden daha güzeli yok
 
Sana asik oldu Isa (a.s.)
Gipta etti Sana Musa (a.s.)
Kainatta her ne varsa
Dedi Ente Resulullah (s.a.v.)
 
Ümmetinin Gözbebegi
Yaradanin ise en cok Sevdigi
Hasan Hüseynin Dedesi
Sensin alemlerin Efendisi
 
 
 
 
 Ilahi/Beste: Abdurrahman Önül
 
 
Photo 1 of 6

       >>>Sayfami Ziyaret ettiginiz icin Tesekkür ederim!<<<

 

 

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
vedatwrote:

BİRİNCİ SÖZ

Birinci Söz - sözler 1.söz-

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle. Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin.


Birinci Söz



Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın Lisan-ı hâliyle vird-i zebânıdır. Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!. Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin. Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin. Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır. İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevazi idi. Diğeri mağrur... Mütevazii, bir reisin ismini aldı. Mağrur, almadı... Alanı, her yerde selâmetle gezdi. Bir kâtıü't-tarîka rast gelse, der: "Ben, filân reisin ismiyle gezerim." Şakî defolur, ilişemez. Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez. Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın. Şu dünya ise, bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir. Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî'si ve Hâkim-i Ezelî'sinin ismini al. Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm'in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur. Devlet namına hareket eder. Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der. Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi. Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket "etmiyor. Belki o bir askerdir. Devlet namına hareket eder. Bir padişah kuvvetine istinad eder. Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk'ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek herbir ağaç, Bismillah der. Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor. Her bir bostan, Bismillah der. Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor. Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der. Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi "bir gıdayı takdim ediyorlar. Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der. Sert olan taş ve toprağı deler geçer. Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur. Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْنَااضْرِبْْبِعَصَاكَالْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer a'zâ-yi İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَانَارُكُونِىبَرْدًاوَسَلاَمًا âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der. Allah namına Allah'ın ni'etlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi Bismillah demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün'im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni'metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir. Biri: Zikir. Biri: Şükür. Biri: Fikir'dir. Başta "Bismillah" zikirdir. Âhirde "Elhamdülillah" şükürdür. Ortada, ''bu kıymettar hârika-yi san'at olan nimetler Ehad-ü Samed'in mu'cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek'' fikirdir. Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün'imlere medih ve muhabbet edip, Mün'im-i Hakiki'yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle. Vesselâm.
BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
July 22